Abdulhamid ve Kemalist Kadrolar II

Abdulhamid İN AHI

ATATÜRK ÖLELİ 77 SENE OLMUŞ 1950 DEN SONRA DEVAMLI SAĞ İKTİDARLAR TÜRKİYEYİ
YÖNETMİŞ HALA ATATÜRK e ÇAMUR ATIYORLAR. ATATÜRK 1923 TEN 1938 KADAR 15 YIL GİBİ
KISA BİR SÜREDE TÜRKİYEYİ DEĞİŞTİRDİ.1950 DEN SONRAKİ İKTİDARLAR DİNİ KULLANDILAR
İSTİRMAR ETTİLER ÜLKEYİ DEĞİL CEPLERİNİ DOLDURMAYI YEMEYİ DÜŞÜNDÜLER.

Fransa başta olmak üzere Avrupa devletlerinin Arap alemiyle ilgilenmeye başlamaları sadece
siyasi ve stratejik sahada kendini göstermemeşi,fikri ve ticari alanlarda da isbat-ı vücut etmişti.
Bu cümleden olarak Avrupa Üniversitelerinde Arapça kürsülerin kurulması ve Avrupa sermayesine
dayalı şirketlerin teşkil edilmesi gibi faaliyetler göze çarpıyordu.
Ancak tabiatiyle Arap milliyetçiliğinin vücut bulmasında en etkili faktör, Arap dünyasının XiX.
yüzyıl başlarından itibaren Batı alemiyle çeşitli yollardan temasa geçmesiydi. Bu teması
sağlıyanlar misyonerler,Batı okulları gibi başlangıçta sadece entellektüel bir karekter gösteren
aktivitelerdi.
Arap fikri uyanış hareketini harekete geçiren unsurlar şüphesiz ki Hıristiyan Araplar olmuştur. Bu
hususta potansiyel gücü teşkil eden Ortadoğu ülkesi de Lübnan’dır. Tabiatiyle Lübnan’ın bu
hareketlere beşik olmasının bazı sebebIeri vardır. Bunlardan birincisi; Lübnan’ın Hıristiyan
Araplar vasıtasıyla Hıristiyan Batı alemine yakın kültürel takib eden yıllarda Fransız ihtilali
fikirlerini tanıtmak üzere yazılmış eserlerin Arapçaya tercümesi ve buna Arap Dili ve Edebiyatı
sahasındaki kitapların da eklenmesi Lübnan’daki fikri hareketliliğin de temel unsurunu oluşturur.
Bunu takiben Arapça dergi ve kitapların neşredilmeye başlanması ve dışarıya yapılan göçler
(özellikle Amerika’ya) bu tür faaliyetleri iyice hızlandırmıştır. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki,
başlangıç safhalarında bu faaliyetleri yürütenler sadece Hıristiyan Arap unsurudur. Bunun da
temel nedeni,bu unsurun Avrupa kültür ve lisanına aşina olarak kültürel bağlarını şekillendir
mesidir.
Başlangıçta sadece entellektüel bir karekter arzeder bu faaliyetler daha çok Suriyeli aydınlar ile
bilhassa Beyrut Amerikan Universitesinde öğrenim görmüş Hıhistiyan Lübnanlı unsurların fiili
yoğunluğunda oluşuyordu.
Bu suretle Lübnan Arap dünyası Batılı fikirlerin (milliyetçilik, demokrasivs.)girdiği bir köprü
vazifesini görmekteydi.
Diğer taraftan bu kültürel ilişkilerin kurulmasında Lübnan’ın coğrafi mevkiinin de önemli bir rolü
vardır. Zira Lübnan ilmi ve kültürel ilişkileriyle adeta Avrupa Devletlerinin Ortadoğudaki İslam
Dünyasıyla ilişkisini sağlıyan önemli bir köprü vazifesini görmekteydi. Bazı Avrupalı tüccarlar
Lübnan şehirlerinde oturuyor ve yerli halkla sadece ticari alanda değil, kültürel ilişkilerini de
sürdürüyorlardı. Hatta bu ticari ilişkiler o seviyeye gelmişti ki, Beyrut şehrindeki mağazalar
tamamiyle Avrupa mamülü mallarla dolmuştu./
Tabiatiyle Arap milliyetçilik duygusunun uyanış sebepleri senelerce bu tür açıklanamaz. Bilindiği
üzere 1856 Islahat Fermanının azınlıklara ve gayr-i müslimlere okul açabilme ruhsatı vermesi,
belki de en önemli aktivİtesini Lübnan’da göstermişti. Esasen 1831 den sonra Cizvitlerin
Beyrut, Halep, Şam gibi merkezlerde okullar açması müstesna tutulursa,bu yöndeki asıl faaliyet
1856’dan sonra ortaya çıkmaktadır. Nitekim Lübnan’da 1860’da yabancılar tarafından açılan okul
sayısı otuzüç buluyordu.Bu okulların en büyükleri sonradan “Beyrut Amerikan Universitesi”
adını alacak olan Suriyeliler Protestan koleji ile Cizvit Saint-Joseph Üniversitesi idi. Bunlardan ilki
1866’da diğeri de 1875’de kurulmuştu.
Özellikle Hıristiyan Arap gençlerine uygulandığı eğitim bakımından Suriyeliler Protestan Kolejinin
önemli bir rolü vardır ..Zira burada uygulanan eğitim, mutad derslerin ve lisanın (Arabça, Ingilizce,
Fransızca,Türkçe ve Latince) yanısıra Arabların Eskiçal: Tarihi gibi dersler de müfredatta
yer almaktaydı. Müslüman unsurun çocuklarını nadiren gönderdiği bu okullar tabiatiyle Arap milli
şuur ve duygusunun yeşerdiği ve ye şertildiği mekanlar olmuştur.
Bu okullardan Arab milliyetçilik fikrinin önderleri diyebileceğimiz bazı şahsiyetlerin yetiştiğini
belirtmemiz gereklidir. Bunlardan birincisi Lübnan’a Hıristiyan bir ailenin çocuğu oıarak dünyaya
gelen Nasif. Yazıcıdır.
Ozellikle Yazıcı araştırmalar ve yazdığı eserlerle ünlüdür. Ozellikle çevresine topladığı gençlere
Arap milli duygusunu aşılayacak bir ortam hazırlamıştır. Yazıcı daha çok gençlere dil itibariyle
İslamlıktan önce şanlı bir Arap geçmişi olduğu şuurunu vermeye çalışmıştır.
Lübnanlı Hıristiyanlara milli şuur aşılamaya çalışan ikinci şahıs Butrus el-Bustani (1819-83).
Manıni cemaatine mensub bir aileden dünyaya gelen Bustani, Nasef Yazıcı’dan daha kuvvetli bir
tahsil görmüş, Arapça ve diğer diller üzerindeki hakimiyetini genişletmiştir. Ozellikle
Beyruttaki Ingiliz ve Amerikan konsolosluklarıyIa yakın teması olan Bostani Beyrut Amerikan
Universitesinde dersler vermiş ve 1863’de “ElMedresetü’l-Vataniyye” adıyla bir okul tesis etmiştir.
Bu okulda Arap dili ve diğer’ ilimler tedris ediliyordu. Arap diline olan sevgiyi kuvvetlendirme
yolunda çalışmalar yapan Bostani “EI-Muhit” lügatiyle, “Dairetü’lMaarif’adını taşıyan ansiklopediyi
yayınlıyordu.
Bostani’nin çalışmaları sadece akademik sahada değil aynı zamanda fikir bazında da olmuştur. O
öğrencilerine Avrupayı çok iyi tanımalarını öğütlüyordu. Onun fikirlerine göre bugün gelişmiş olan
ve medeniyet hocalığı yapan Avrupa, medeniyet namına ne öğrenmişse ArabIardan öğrenmişti.
Araplar bu şanlı geçmişlerine bakmalı ve gururlanmalıydılar. Ona göre yakın zamanlarda ArabIarı
ilerleten ve geliştiren, Mehmed Ali Paşa,Katolik ve Protestan misyonerlerine Arablar teşekkür
borçlu idiler. Bustani’ye göre Arab dünyasının Avrupa’dan iktibas etmesi gereken iki şey
vardı. Bunlardan birisi milli birlik duygusu, diğeri de eşitlikti.
Lübnanda ortaya çıkan 1859-60 olaylarından sonra Bustani’nin siyasi cihetteki faaliyetleri
Lübnan’ın ilk siyasi gazetesini çıkarmasına sebeb oldu. Gazetenin adı “Nefır Suriye” (Suriye
topluluğu) idi. Bustani bu gazetede tıpkı Jön-Türkler’ de olduğu gibi vatan sevgisi konusunu
işliyordu.
O Osmanlı Devleti içinde ayri bir “Suriye” vatanı düşünüyor ve Tahtavi’nin daha önce Mısır’da
taşıdığı fıkirlerle paralellik arzediyordu. Arap ırkı fIkrini siyasi olarak gündeme getiren yine
Bostani’dir. Ona göre Araplardin taassubunu ortadan kaldırarak ortak Araplık şuuru etrafında
birleşmeliydiler.Lübnan’da milliyetçilik şuurunun gelişmesinde etkili olan unsurlardan
birisi de ilim ve fikir cemiyetleridir. Bunların ilki Yazıcı ve Bustani’nin de üyesi olduğu “Sanat ve
ilimler Cemiyeti”dir. Diğer üyeler Lübnan’da Amerikan misyoner teşkilatının üyesi olan Eli Simith
ve Comelius Van Dyek gibi yabancılardı.İki yıl gibi bir süre içinde cemiyetin üye sayısı elliyi
bul’lluştu. Bustani aynı zamanda cemiyetin sekreterliği ni de yapmaktaydı. Uyeleri arasında
Müslüman ve Dürzilerden kimse yoktu. Cemiyetin gayesi Araplar arasında öğrenmeyi ve
aydınlanmayı sağlamaktı. Dolaylı olarak Arap uyanışının temellerinin atılmasında bu cemiyet etkili
olmuştur.
Bu cemiyetlerin ikincisi 1850’de Cizvitler tarafından kurulan, “Orienta(Şarkiyat) cemiyeti”dir.
Ancak bu cemiyet kısa bir müddet sonra faaliyetlerini sona erdirmek zorunda kalmıştır.
Ancak bu cemiyetlerin üçüncüsü fakat en kapsamlısı olan “ElCemiyyetü’l-İlmiyye
El-Suriye” 1857’de kuruldu. Ancak bu cemiyetin diğeı)kisinden farkı üyeleri içinde Müslüman ve
Dürzilerin de yeralmasıdır. Uyeleri içinde Dürzi Emir Muhammed Arslan ve Hüseyin Baihum
gibi kişiler de vardı. 1860 olaylarından sonra bir müddet faaliyetlerini askıya alan cemiyet
dahasonra tekrar aktivitesine kavuştu. Hatta üye sayısını genişleterek İstanbul ve Kahire’de
şubeler açmaya muvaffak oldu. Şurası muhakkaktır ki, bu cemiyet Arap milli şuurunun
gelişmesinde diğer bütün cemiyetlerden daha aktif bir rol aldı. Nasif Yazıcı ‘nın karındeşi Ib-
rahim Yazıcı da cemiyette aktif rol oynayan üyelerin abaşında geliyordu.
Ozellikle İbrahim Yazıcı Arap ırkının eçmişteki başarılarını, Arap Edebiyatının mükernmelliğini ve
Arapların şanlı geleceğini yazılarında ve şiirlerinde işliyordu. Aynı zamanda Yazıcı okurlarına bazı
mesajlar da iletiyordu.
Bu mesajlarında Yazıcı, kötü Türk idaresine karşı Suriyelileri birleşmeye çağınyordu.
Suriyeli Hıristiyan Arap .yazarları bu önemli şahsiyetıerin dışında Nevfel, Selim Nevfel, Miliail
Şuhade, Sem’an Kulhum, George Feyat,Resfan Dımeşki gibi Arap Dili ve Edebiyatının
canlandırılmasına çalışan kişileri de görmektedir.
Osmanlı yönetimine karşı gelişmeye başlıyan Arap Milliyetçilik hareketinin en önemli
merkezlerinden birisi de Beyrut şehridir. Arap dünyasında ilk gazeteler Beyrutta yayınlanmıştır.
Lübnan’ın ilk gazetesi olan “Hadikatü’l-Ahbar” Halil Huri tarafından 1858’de neşredilmiştir. Yukarı
da zikri geçen cemiyetlerin de Beyrutta teşkil edildiği görülmektedir. Bu yönüyle Beyrut Arap
milliyetçilik ve bağımsız hareketinin ilk önemli şehridir.Tabiatiyle Arap milliyetçilik hareketinin
doğuşunda o sıralarda fikri temelleri atılıp siyasi aktiviteye geçen Jön-Türkler ve fikirlerinin
de’tesiri olmuştur. Özellikle Türkçe üzerindeki yeni eserler ve Osmanlı Tarihinden ayrı Yeni Türk
Tarihi yazma çabalan (Süleyman Paşa ve Ahmet Vefik Paşa gibi) esasen Osmanlı Devletine karşı
bir hareket olarak şekillenen Arap aynlık faaliyetlerinin iyice su yüzüne çıkmasında Arap aydınları
için iyi bir örnek oluşturacaktır. Nitekim 1870’i takib eden yıllarda başta “Basiret” gazetesi olmak
üzere basın ve yayında ortaya çıkan yazılar, bu fikri aksettiriyordu. Ozellikle Osmanlı Jön-Türk
fikriyatının ve Arap aydınlanma aksiyonunun hemen hemen aynı yıllarda 0rtaya çıkışı aslında
tesadüfi olmayan bir gelişmeydi. Tabiatiyle bu husus Islam dünyasının Avrupa fikriyatından
etkilenme sürecinde hemen hemen aynı gelişmeleri gösterdiğinin de bir göstergesiydi.
1860 ve 1870 yılıan arasındaki dönemde Beyruttaki neşriyat faaliyetlerini biz daha çok Jön-
Türklerin fikirleriyle eşdeğer olarak görüyoruz.
Bu naşirlerden birisi de Ahmed Faris EI-Şidyak’dır. Bu dönemde çıkan gazetelerden birisi de
Butrus EI-Bustani tarafından faaliyete geçirilen “EI-Cinan” dergisidir. Bu dergi Osmanlı Devletinde
eşitlik, hürriyet ve biraz da laisizm fikrini savunuyordu.
Bütün bu fikri gelişmelerin tesiriyle ilk siyasi teşkilatlanma 1875’e doğru başlamıştır. Suriye
Protestan kolejinde okuya bazı gençler (ki bunların sayısı 5’ti) Butrus EI-Bustani’rrin liderliğinde
gizli bir cemiyet kurdular.
Bunların gayesi Müslüman ve Dfuzileri de bu gizli teşkilata dahil etmekti. Çok geçmeden cemiyet
22 kişiye ulaştı. Beyruttaki mason localarıda bu teşkilatlanmada bir hayli etkili olmaya başladı.
Teşkilatın merkezi Beyrut’tu. Çok geçmeden Şam, Trablus ve ‘Sayda’da diğer şubeler açıldı. Bu
teşkilata üye olanların fikirleri ihtilalci karekter taşıyordu.
Sultan Abdülhamid’in tahta oturduğu sıralarda Lübnan ve Suriye bu tür hareketlerle adeta
çalkalanır bir vaziyetteydi. 1876 I.Meşrutiyetin ilan edilmesi ve Meclis-i Mebusanın kapatılması
Araplann reform hususundaki isteklerinin artarak devam etmesine sebeb oldu. Beyruttaki ilk
Arapça gazete olan “Lisanü’l-Hal” bu gayeyle neşredilmeye başlandı.
Halil Serkis bu gazetede Lübnan ve Ortadoğu’da reformlar isteğiyle bir çok makaleler
neşrediyordu. Ancak Kanun-ı Esasinin yürürlükten kaldı nImamasına rağmen meclisi kapatarak
sadrazamlıktan uzaklaştırdığı Mithat Paşa’yı 1878 tarihinde Suriye valiliğine ataması bölgede
büyük ümitler meydana getiriyordu.
Abdülhamid yönetiminin gittikçe kuvvet kazanan merkezi idaresine karşı tabiatiyle en büyük tepki
Suriye’den geldi. Esasen bu sırada Lübnan ve Suriyedeki Arap aydınları iki gruba ayrılıyorlardı.
Bunların birincisi aydınlanmamış elit tabaka olarak vasıflandırılan gruptu. Bunlar Arap
milIiyetçiliğinin tohumlannı ekiyorIardı. İkinci grup ise, organize edilmiş Arap milliyetçilik hareketi
idi. Birinci gruptan olanlardan birisi de Faris Nimr Paşa’ dır.
Hıristiyan Araplara göre Osmanlı Devleti kendilerinin devleti sayılmazdı.
Ancak onlar çok geçmeden başarılı olmanın tek şartının Müslüman Araplann desteğiyle mümkün
olabileceğini gördüler. Onlara göre Müslüman Araplar arasında da Arabizm (Arab milliyetçiliği)
fikrinin yaygınlaştırılması gerekiyordu. Bunun sağlanması halinde Türklere karşı ilk önce Lübnan
ve sonra diğer Arab memleketleri de ayaklanabilirdi.

DERLEYEN KAFKASYILDIZI

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s